a

Facebook

Twitter

Copyright 2015 Libero Themes.
All Rights Reserved.

8:00 - 19:30

Hafta İçi Her Gün Hizmetinizdeyiz

0 (212) 355 61 89

Sorununuzu Bize Danışın.

Facebook

Twitter

Search
Menu
 

SAVUNMA HAKKI- AVUKAT İLE ÇALIŞMANIN ÖNEMİ

SAVUNMA HAKKI- AVUKAT İLE ÇALIŞMANIN ÖNEMİ

AVUKAT/MÜDAFİİ NİN YARGILAMADAKİ YERİ VE ÖNEMİ
Kişiler çoğu zaman kendisine uygulanan hukuk hakkında yeterince bilgisi olmadığından
davalarda kendisini gerektiği şekilde savunamaz. Nitekim, hukuk bilgisine sahip olsa dahi, özgüveni,
kendisi hakkındaki bir davada, yargılamanın asıl sujesi olduğundan, kendisini gerektiği şekilde
savunamayacaktır. Birey burada, hem kendisine yöneltilmiş bir isnatla bulunmanın ağırlığını taşımakta
hem de yargılama sonunda hukuki ve ya cezai yaptırımlara muhatap olma tehdidiyle karşı karşıya olup
burada psikolojik bir baskı altındadır. Zorlu ceza davalarında defalarca müdafilik yapmış bir kimse
bile, kendisinin sanık olduğu bir davada psikolojik baskı altında olduğundan kendisini bir avukatla
savunması gerekir.Her ne kadar CMK’nın 160/2. maddesine göre, Cumhuriyet savcısı, sanığın
aleyhine olan hususların yanında lehine olan hususları da araştırmakla görevlidir şeklinde bir madde
bulunup müdafii yardımına gerek olmadığı düşünülse de savcı aynı zamanda iddia makamı olması
sebebiyle ve aynı zamanda ve çoğu kez aleyhe delil toplayacak olması sebebiyle kişinin müdafii
yardımı alması şiddetle önerilir.
SAVUNMA HAKKI VE AVUKATIN BAĞIMSIZLIĞI
Savunma hakkının kutsallığı bu hakları kullanacak avukatın bağımsız olmasını
gerektirmektedir. Bağımsızlık kavramından anlaşılması gereken, avukatın görevi esnasında doğrudan
doğruya ya da dolaylı bir kısıtlama, baskı ya da müdahale görmemesi, bağımsızlığının garanti altına
alınması ve korunmasıdır.
Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesinde “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.
Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder, denilmektedir.
Uluslararası Barolar Birliğince benimsenen 6. madde ye göre, “Avukatlar, meslek kurallarına,
ahlakına ve standartlara uygun olarak müvekkillerinin yasal işlemlerini gerçekleştirirken tam bağımsız
olacak, hiçbir kişi yada kurumun baskı ve yasaklarına maruz kalmayacaktır.”
Avukat mesleğini her türlü baskı ve tehditten uzak olarak icra edebilmesi amacıyla bir takım
düzenlemelere gidilmiş, avukatın mesleki faaliyetlerini yürütürken işlediği suçlardan dolayı
kovuşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığının iznine tabi tutulurken, haklarındaki soruşturmanın da
doğrudan Cumhuriyet Savcıları tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır.
Savunma hakkının temsil yoluyla kullanılması avukatların tekelindedir. Bu gösteriyor ki, hak,
ancak avukatlar eliyle kullanılabilir. Avukat doğası gereği savunma kurumunun asli ve vazgeçilmez
unsurudur.
Avukat yardımından faydalanma hakkı, Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası
sözleşmelerde de bireylere tanınması gereken temel haklar arasında düzenlenmiştir. Anayasamızın 90.
maddesinde uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğunu belirtmiştir. Devamında ise
uluslararası sözleşmelerin anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve hürriyetlere
ilişkin uluslararası sözleşme hükümleriyle kanun hükümleri arasında bir uyuşmazlık olduğu
anlaşılırsa, uyuşmazlığın temel hak ve hürriyetlere ilişkin uluslararası sözleşmenin hükümlerine göre

çözüleceği düzenlenmiş ve böylelikle usulüne uygun yürürlüğe konmuş temel hak ve hürriyetlere
ilişkin uluslararası sözleşmelerin kanunlara göre üst norm olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay yerleşik içtihatlarında, müdafi yardımından yararlanmanın önlenmesini savunma
hakkının ihlali olarak görmektetir. Yargıtay ‘’Savunma hakkı hiçbir gerekçe ile kısıtlanamaz” Ayrıca
savunma hakkının kısıtlanması CMK 289/1.h hükmü gereğince mutlak bozma nedenidir. Diyerek
konuya ilişkin görüşünü içtihat haline getirmiştir.
SONUÇ OLARAK
Avukat yardımı, profesyonel bir hukuki yardım sunan ve maddi gerçeğin ortaya
çıkarılmasında bir takım hak ve yetkilere sahip olduğundan, avukat, yalnızca savunduğu kişilerin
yararına çalışmakla kalmayıp, aynı zamanda maddi gerçeğin adil yargılama kuralları çerçevesinde
ortaya çıkarılması sürecinde kamunun yararını da gözetir. Özellikle meslek örgütü olan Barolar da,
savunma makamını teşkil eden avukatların sorumluluk bilinci ile hareket etmesi için üzerine düşeni
yaparak, vekillik görevinin layıkıyla yerine getirilmesini sağlamak için denetim ve disiplin
mekanizmalarını sağlıklı bir şekilde işletmelidir.
Müdafii/vekil yardımının gerekliliğini ortaya koyan somut ihtiyaçlar ve adil yargılamanın
temini için bu somut ihtiyaçların giderilmesini amaçlayan AİHS ve AİHM kararları, gerçek ve etkili
bir avukat yardımına işaret etmektedir. Hukuk disiplini içerisinde sürdürülen bir yargılamada, haklının
hakkını, haksızın ise haksızlığıyla orantılı bir yaptırımla karşılaşması önemli bir teminattır. Bir
yargılamadaki yani keyfi uygulama, diğer yargılamalara da sirayet etme riskini bünyesinde
barındırmaktadır ki, böyle bir durumda adaletin gereğini yerine getirmek kabul edileceği üzere çok
güçtür. İşte bu nedenle, avukat yardımından yararlanma hakkı yargılamdaki en önemli sujelerden biri
olarak karşımıza çıkar.

Avukat

No Comments

Leave a Comment